EHL-İ DİVAN - Divan Edebiyatı

Ehl-i Divan iyi bilir. Sözümüz merak edene.
Her ne kadar "Divan Edebiyatı" başlığı altında yayınlasak da sizler buna aldanmayın. Bu bölümdeki divan sahipleri, aslında şair değildir. Şair olmayanın sözleri de şiir olmaz. Nasıl ki Allah (cc), Muhammed (sav) hazretlerimizi son 23 yılında özel eğitime aldı ve bu eğitimini Kur'an-ı Kerim ile kayda bağladı ise divan sahiplerinin eğitim kayıtları da divanlarıdır.
Hz. Muhammed (sav) efendimize önceleri Cebrail (as) refakat ediyordu. Divan sahibine de önceleri Mürşidi refakat eder, onu Resulullah (sav) hazretlerine hazırlar. Çünkü, Rabbi ile karşılaştıracak olan Hz. Resul (sav)'dür.
Divanın oluşumu; divan sahibinin kendini keşfi ile başlar. Mürşid, Resul ve Allah olmak üzere üç safhada gerçekleşir.
Birinci safhada Mürşidinin dahli vardır. Aşkın doğuş ve coşku yeridir. Şer'i kurallara bağlı kalamaz ama ayrılamaz da. Gider, gelir. Kendine bir yer bulamaz. Hem ene'l Hakk der hem de Hakk'a secde eder. Yatay seyr olduğu için dünya ve nimetleri önüne saçılmıştır. Divan sahibinin isti'dadına göre hayreti, artar ya da azalır. Bu hayret kesilmeden dünyayı terkedemez, yoluna devam edemez.
Resulullah (sav) hazretlerinin refakat etmesi ile ukba seyri açılır. Daha önce görmediği nimet ve güzelliklere gark olur. Dünyadan bahsedecek dermanı kalmaz. Kendisine sunulan aşk şarabının verdiği sarhoşluk hali doruğa ulaşır. Resulullah aşkı, Allah aşkına döner ve O'na yönelir.
Bundan sonra gözünde ve gönlünde ne dünyadan ne ukbadan eser kalır. Çünkü; Allah (cc) zatı ile her yeri kuşatmıştır. Kendisini bile...
Aşk ile başlayan bu seyr-ü sefer Aşıkın, Maşukuna üçüncü seferde kavuşmasıyle son buldu. İlk seferinde Maşuku Mürşidi idi. İkinci seferinde Resulullah (sav) ve ancak üçüncü seferinde aslına kavuşabildi.
 

DEM BU DEM



Ben melâmet hırkasını kendim geydim eynime,
Arü namus şişesini taşa çaldım kime ne!

Gâh çıkarım gök yüzüne seyrederim âlemi,
Gâh inerim yer yüzüne yâr severim kime ne!

Gâh giderim medreseye ders okurum Hak için,
Gâh giderim meyhaneye dem çekerim kime ne!

Gâh giderim öz bağıma gül dererim yâr için,
Ben yetirdim o yâr için ben toplarım kime ne!

Sofular haram demişler bu aşkın şarabına,
Ben doldurur ben içerim günah benim kime ne!

Sofular secde ederler mescidin mihrabına,
Yar eşiği secdegâhım yüz sürerim kime ne!

Kelp rakip böyle diyormuş güzel sevmek pek günah,
Ben severim sevdiğimi günah benim kime ne!

Ey Nesimi sorsalar kim yârin ile hoş musun,
Hoş olayım olmayayım o yâr benim kime ne!

Nesimi (ks)

 
 
« Ehl-i Divan
+ Niyazi Mısri Divanı
+ Seyyid Osman Hulusi Divanı
+ Yunus Emre Divanı